Korkacaksın uyumaktan; çünkü uyuyupta sabah
-yüreğim alır gelir kalkamam- düşüncesi saracak seni.Olur da uyanırsan
lanetler savuracaksın.Ne güneşin kızılı rahatlatacak seni, ne de
gökyüzünün ağlaması. Hıçkırıga boğulacaksın; durduramayacaksin...Taaki
göz pınarın kuruyana kadar.Bırak yemek yemeği kokusu bile mideni
bulandıracak.Zaten harap olmuş gözlerin kararacak. Onun kokusunu içine çekmek,onu gö
rmek isteyeceksin;
olmayacak. Ona dair bir şeyler arayacaksın dağınık odanda.Belki bir
resim yada bir mektup.Aklına gelecek hepsini attığın; kan kusacaksın.Bu
kadar severken onu neden gittiğini anlayamayacaksın.Susup kalacaksın;
soramayacaksın.Sesini duymak bir ilaç mı? yoksa intihar sebebi mi?
bilemeyeceksin. Zaten o arar umuduyla elinden düşmeyen telefonuna bir
kere daha bakacaksın. Göremeyince mahvolacaksın.Hayaller de görmek
isteyeceksin onu. Ama karanlık içinde kaybolcaksın. Tüm bunları yaşarken
sen, onun yaşantısına bakmaya cesaret edemeyeceksin.Canını yakacağını
bileceksin çünkü. O eski bir kitap misali tozlu rafa koymuşken seni,yeni
hikayelere başlaması delirticek seni. Her gün yeni bir aşka -merhaba-
derken, yanındaki malum şahıslara sana baktığı gibi o güzel gözleriyle
bakacak;için kan ağlayacak.Sen eline bile dokunamazken daha, o bedenini
teslim edecek ellere. Kahkahalarla dolu o muhteşem hayatı görmek seni
yaşarken öldürecek.... Şimdi sen karar ver artık? Uykusuzluğa,
hıçkırıklara , umutsuzluklara , geç kalmışlıklara vs. değer mi
çektiklerin? Değmez diyemiyorsun biliyorum. Hangimiz diyebiliyoruz ki?
Sadece seviyoruz işte..




0 yorum:
Yorum Gönder